Japonya’daki Deprem ve Nükleer Tehlike Türkiye’yi Etkiler mi ?

1
371

Son günlerde bir biri ardına üzücü olaylar yaşanmakta. Hem sosyal ve ekonomik yöndem sarsılan dünyamız hem de küresel ölçekte afetlerin etkisi altına girmeye başladı. Japonya’da yüz yılın en büyük depremlerinden biri gerçekleşti. Depreme karşı her türlü teknolojik altyapıyı geliştirmiş ve önlemlerini almış olan Japonya’da beklenen ancak etkisinin bu boyutlarda olacağı tahmin edilemeyen dev dalgalar ülkeye büyük zarar verdi. Bu doğal afetin adı da Tsunami. Japonca’da büyük dalga anlamına geldiği söyleniyor. Kelimenin kökeninin bile Japonca olması bu ülkenin bu felaketi bilinen zamanlardan önce de yaşadığının delili. Ancak bu kez felaketin boyutları öylesine büyük ki, okyanusa kıyısı olan neredeyse bütün ülkeler tsunami alarmı verdi. Tsunami alarmı öyle hafife alınacak bir olgu değil. Eğer tüm hesaplamaları yapmadan ezbere tsunami alarmı verilirse, uyarıların boşa çıktığını gören bölge halkları, bir dahaki alarma kulak aşmayabilirler. Dolayısıyla, tsunami alarmları verilmeden önce, bilgisayar simülasyonları ile ince hesaplamalar yapılarak alarm veriliyor. Bu kez de öyle oldu ve büyük dalgaların yerel etkileri alarm veren bütün ülkelerde görüldü. Ancak Japonya, insanlık tarihinin en büyük afetlerinden birini yaşamaya başladı. Ülkede ölü sayısı hakkında net bir bilgi verilemiyor ve uzun süre de verilemeyeceği söyleniyor. Ayrıca Japonya’da korkulan bir başka olay daha gerçekleşti. Nükleer santrallerde de patlamalar meydana gelmeye başladı. Şimdiye kadar etrafa zarar verecek boyutta iki büyük patlama kaydedildi. Bu şu anlama geliyor, bundan önce bölge, sonra ise bütün dünya etkilenebilir. Nükleer patlama deyince akıllara öncelikle Çernobil faciası geliyor. 1986 yılında meydana gelen Çernobil faciası sonrasında nükleer serpinti tüm bölge ülkelerini etkilemiş, ülkemizde de bu etkilere rastlanmıştı.

Şimdi başlıkta ortaya attığımız sorunun cevabına;

Japonya’daki Deprem Türkiyeyi etkiler mi ?

Bu soruya yanıt belki de Türkiye’deki en yetkili ağız tarafından verildi. Amerikan Bilimler Akademisi üyesi ve bu alanda ses getiren çalışmalara imza atmış Prof. Dr. Celal Şengör, bu depremin tektonik olarak bir dalma batma depremi olduğunu, etkisinin ise, 17 ağustos depreminden 50-55 kat daha büyük olduğunu söyledi. Depremin Türkiye’ye herhangi bir tetikleyici etki yapmayacağını belirten Şengör, Türkiye’deki riskin her zaman var olduğunu ancak beklenen depremin bu boyutta olmayacağını söyledi. bu depremin ancak ders alma yönünden bir etki yapacağını, Türkiye’deki akademik alt yapının parmak ısırtacak çalışmalarla hazırlandığını, ancak siyasi idarenin bu akademik çalışmaları hayata geçirmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Japonya’daki Nükleer Sızıntı Türkiye’yi Etkiler mi ?

Bu konuda ise oldukça büyük bir bilgi kirliliği var. Japonya’da radyasyon sızıntısı sebebiyle, patlamanın olduğu bölgeye yakın 14 yaşlı hasta yaşamını yitirdi. Bu ölümlere rağmen durum Çernobil’den farklı. Çernobil santrali askeri amaçla kullanılan ve büyük vinçlerin içine sığdırılabilmesi için koruma kapsülü olmayan bir santraldi. Yayılma bu yüzden çok hızlı oldu ve önlenemedi. Şu anda Japonya’da 2 adet patlama yaşandı ve bir daha patlama yaşanmaz ise sızıntı kontrol altına alınabilir ve etkisi bölgesel kalacaktır. Yani Türkiyeyi etkilemez. Türkiye’ye yapılacak olan nükleer santral için de benzer tehlikeler var yorumu yapılmakta. Bu konudaki tartışmalar, aşk mı, para mı gibi sonuca ulaşılamayacak bir döngü oluşturacaktır. Enerji maliyetlerinizi düşürmek ve kısa sürelerde daha verimli enerji elde edebilmek için şu anda nükleer enerjinin bir alternatifi yoktur. Ancak çevreye olacak etkileri de, son teknoloji ile de olsa sıfır derecesinde değildir. Risk her zaman vardır ve seçim siyasi idarenin seçimi olacaktır. Aslında olur olmaz şeyler için referanduma gitmeye alışmaya başlayan halkımızın önüne asıl getirilmesi gereken referandum sorusu budur.

1 Yorum

  1. Söylediğiniz konuda sizinle hemfikirim. Başından beri hükümetimizin iyi bir şey yapmadığını düşünüyorken ilk kez beni şaşırtacak bir yeniliği düşündüler. Çok tehlikeli olmasına rağmen, kurulma aşaması ardından en hesaplı enerji üretimi yollarından biridir nükleer santraller. Dolayısıyla alternatifi yoktur. Ne zamana dek elektriğimizi başka ülkelerden satın aldığımız petrolle, doğalgaz vb. ile üreteceğiz?
    Ancak korkum bu ülkede düşmanlık tohumları ekili insanların bulunması. Nükleer santraller onlar için büyük bir fırsat olabilir. Umuyorum ki bu santrallerde güvenlik en üst düzeyde olacaktır.
    Eğer aksi bir durum oluşursa vay halimize!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here