Hezarfen Animasyonla da Uçtu

0
345

Son günlerde, internette ve televizyonlarda sıkça bahsedilen ve izlenme rekorları kıran bir videomuz daha oldu. Bu video 3 dakikalık bir animasyon filmi. Türk animasyon sanatçısı Tolga Arı ve ekibinin bitirme tezi olarak hazırladıkları video, dünyada birçok büyük şirketin de ilgisini çekmeyi başardı. Hatta ünlü animasyon filmlerin yapımcısı DreamWorks şirketi Tolga Arı’nın diğer çalışmaları ile ilgilenmeye başladı.

Animasyon filmi, Hezarfen Ahmet Çelebi’nin uçma denemesi için Galata Kulesine çıkması ile başlıyor. Galata Kulesinden düşen bir tuğla, 3 dakikalık bir olaylar zincirini başlatan unsur oluyor. Temposu, çizgileri ve müziği ile gerçekten çok güzel bir çalışma olmuş.

Tolga Arı’nın ekibinden bahsedecek olursak, farklı uluslardan çalışma arkadaşları olduğunu söyleyebiliriz. Eğitimini Fransa’da alan, 25 yaşındaki Tolga Arı’nın Hezarfen animasyon filmi için çalıştığı Ozan Yıldırım ses tasarımını, Yannis Dumontiers ise müziklerini yapmış. Ayrıca ekipte animasyon konusunda çalışan, Chung-Yu Huang, Rémy Hurlin ve Chao Ma gibi isimler de yer alıyor.

Animasyon filminin içeriğine değinecek olursak, her şeyden önce içerik açısından kaliteli bir iş olduğu yorumunu yapabiliriz. Biraz Alaeddin – Sinbad izlerini taşıyor.

Animasyon filmleri dünyada büyük küçük demeden izlenen, gişe rekorları kıran yapımlar olmaya başladı. Örneğin, Hezarfen’in çizgilerine yakın özellikler taşıyan Alaeddin’in Sihirli Lambası yıllardır izleniyor ve her konuda pazarlanan bir meta haline geldi. Aslan Kral, Sinbad, Şrek bu tip örneklerden yalnızca bazıları. Bu filmi gördükten sonra da Türk insanının hayal dünyası çalışmaya başladı bile. Hezarfen de önce uzun metraj bir animasyon film ile dünyaya tanıtılsa, daha sonra boyama kitaplarını, çıkartmaları, okul çantalarını süslese, ticari başarılar kazansa hoş olmaz mı ? Bu sayede hem Türk kültürünün bir unsuru dünyaca bilinmiş olur hem de bizim çocuklarımız da Sinbad, Alaeddin, Pamuk Prenses gibi kahramanlar yerine kendi tarihlerine ait bir kahramanın ürünlerine ve hikayesine ilgi duyarlar. Tolga Arı’nın, Kültür Bakanlığı gibi yetki sahibi makamlar tarafından desteklenmesi ve gerek ülke tanıtımı bütçesinden, gerekse kültür-sanat işleri bütçesinden mali kaynak sağlnaması çok faydalı olabilir. Dünya’nın çeşitli yerlerinde kurulmuş ve yüksek bilet ücretleri ile, her milletten ziyaretçi toplayan Disney Land da bu tip kahramanların toplamından oluşuyor. Bizim de böyle bir alan oluşturacak, tarihsel alt yapımız ve düşünce dünyamız kesinlikle var. Tarihin renkli şahsiyetlerinin yanında, kurgusal kahramanlar yaratacak zekalarımız fazlasıyla mevcut. Artık kültür ve sanatın popüler tarafları ile de ilgilenilmesi gerekiyor. Örneğin, sadece destanlarımızdan bile hem çocuklara hem yetişkinlere ders verecek animasyon filmler üretilebilir. Günlük çocuk kanallarındaki, az maliyetli işlerle bir yere varacağımız söylenemez. Bu işlerin arkasında hem maddi altyapı hem de beyin takıım bulunması gerekir.

Tolga Arı, bu işiyle, olimpiyatlarda halter şampiyonu olan Halil Mutlu kadar, Moto Gp’de şampiyon olan Kenan Sofuoğlu kadar, Eurovision’da birinci olan Sertab Erener kadar ve sayamayacağımız yüzlerce başarılı insanımız kadar sevindirdi bizi. Heyecanlandık, duygulandık, ümitlendik. İstiyoruz ki, “bu da mı gol değil” demeyelim, bu sefer gol olsun.
Bunca güzel şeyin yanında, bir iki küçük noktaya da dikkat çekmekte fayda var. Filmin yarattığı genel izlenim, oldukça doğulu bir topluma ait gibi görünüyor, Galata’nın etrafı sanki bir Arap ülkesi pazarı gibi tasvir edilmiş. Tabi ki bu unsurlar bu kadar baskın mıydı, en iyisini tarihçiler bilir ama, o bölgelerin daha kozmopolit olduğu da bir gerçek.

Eleştirilebilecek ikinci bir konu var. Hamam sahneleri. Koyunların sahibi çatılardan koşarken, hamamın üzerine geliyor ve sağlam olmayan bir yerden kadınlar hamamının içine düşüyor. Burada gördüklerimiz de biraz şaşırtıcı. Çünkü kadınlar hamamda üzerlerinde hiç bir şey olmadan, peştemalsiz, çırılçıplak yıkanıyorlar. Oysa Osmanlı’da hamam kültürü önemli bir yere sahip ve belli geleneklere göre, kurallar dahilinde gerçekleştirilen bir olay. Hatta merasim bile denilebilir. Burada hamam kültürünü uzun uzun anlatamayız ama, oraya gelen kadınların küçük erkek çocukları olabilir, ailelerin kız beğenmek için gittikleri bir gün olabilir. Bu şekilde bir hamam düşünmek oldukça zordur. Tamam, belki kadınlar kendi aralarında daha rahat davranıyor olabilirler, peştemalin önemi de bir derece düşürülüyor olabilir. Ancak konu araştırılmaya ve tartışılmaya açık olmakla birlikte, Hezarfen Çelebi’nin de 1600’lerin ortalarında yaşadığı düşünülürse, bu tasvir pek mümkün gözükmüyor. İşte bahsettiğimiz hamam sahnelerine ait 2 resmi sizinle paylaşıyoruz, ve yorumlarınızı da bekliyoruz.

Bu eleştiriyi asla yıkıcı olma amacı taşıyarak yapmıyoruz ama, şimdiden dünya çapında 100.000 kişiden fazla tıklanan videoda kültürümüze ait şeylerin yanlış bilinip yerleşmemesi açısından da önemli olduğunu düşünüyoruz.

Sözü daha fazla uzatmadan Tolga Arı’nın Hezarfen adlı animasyon filmini izlemeniz için sizlerle paylaşıyoruz. Ellerinize Sağlık Tolga Arı ve Ekibi…

[vimeo]http://vimeo.com/18855836[/vimeo]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here