Böyle Medya Düşman Başına – Libya Kaçıncı Perde ?

0
469

Dünya yeni bir savaşın içine girdi. Ancak “girdi” yerine, “sokuldu” desek daha doğru olur. İnsanlık geçmişten ders almayı bilmediği için, tarih tekerrür etmeye devam ediyor. Bundan 8 yıl önce sözde demokrasi ve özgürlükler adına Irak’a girildiğinde de buna benzer olaylar yaşamıştık. Medeni sandığımız ülkeler, kanlı ellerini medeniyet dışı olarak gördükleri bölgelere sürmeye başladılar. Bu yazımızda, Batı’nın doğu toprakları üzerindeki gizli ve açık emellerinden ziyade ülkemizdeki medyanın bu duruma yaklaşım tarzını tartışmaya çalışacağız.

2003 yılında, Amerika Birleşik Devletleri, 2 yıl önce Afganistan’a açmış olduğu savaştan bir sonuç alamaması ve kayda değer tek bir teröristi bile ele geçirememesine rağmen, Irak’ta bulunduğunu iddia ettiği kitle imha silahlarını gerekçe göstererek, diğer bir deyişle bahane ederek Irak’a savaş ilan etmişti. Savaş öncesi, Türk topraklarını kullanmak ve Irak’a her yönden ulaşım sağlayabilmek için talepte bulunmuş ancak TBMM tezkerenin geçmesine izin vermemişti. Bunun bedellerini daha sonra çuval olayları ve teröre verilen destekle ödedik ama o an için Türkiye savaşın dışında tutulmuştu. Bu noktada medyanın yaklaşım tarzı önemliydi. Medyamız ve bu medyanın köeşelerini tutmuş yüzlerce yazar savaşa destek verdiler. Hatta tezkerenin geçmeyişine ve Türkiye’nin savaşın dışında kalışına bir hayli içerlediler. Savaşa başladıktan sonra da televizyonlarda Amerikan bayrakları dalgalandırıldı.  Amerika’nın savaşta kullandığı silahlar tanıtılıyor, hareket tarzları anlatılıyor, askerlerin kullandığı teçhizatlar resimlerle, grafiklerle gösteriliyordu. Amerika’nın düşman karşısında kullandığı teknolojilerden bahsediliyordu. Tanklar, toplar, robotlar v.s. Savaşın en önemli unsuru, hiç bir suçu olmadığı halde ölen babalar, sakat kalan çocuklar ve tecavüze uğrayan kadınlar televizyon ve gazetelerde öylesine az yer alıyordu ki, aklımızda kalan bir kaç kare dışında birşey görememiştik. Gazeteler savaş ekleri yayınlıyor. 20-25 sayfalık eklerin son sayfasına kadar Amerika taraftarı resimler, silah tanıtımları, savaş haritaları yer alıyor, ancak son sayfalara doğru Amerika’nın ilk günlerde yaşadığı Vietnam sendromundan ve masum insanların yaşadığı dramlardan 1-2 sayfa bahsediliyordu.

Sonunda bilanço ortaya çıktığında, savaş destekçilerinden tek bir ses bile çıkmadı. Irak’ta bir buçuk milyon müslüman insan can verdi. Bir o kadar insan sakat kaldı. Bir o kadar insan evsiz kaldı. Bunların 2-3 misli insan yerinden yurdundan göç etmek zorunda kaldı. Savaştan etkilenen insan sayısı komşu ülkelerle birlikte 10 milyonlarla ifade edilmekte. Sonunda tek bir yazar da çıkıp, biz o zamanlar hata etmiştik, Türkiye savaşa girmemekle, kardeş katili olmamakla iyi yaptı diyemedi.

Libya Kaçıncı Perde ?

İşte yine aynı şeyleri yaşamaya başladık. Bu kaçıncı perde bilmiyoruz. İnsanlık dramlarının en büyüğü savaş yine başımızda. Savaş eskisi gibi de değil. Bileği kuvvetli olan kazanmıyor. Parası olan kazanıyor. Masum insanlar evlerinde, ibadethanelerinde, okullarında can verirken, saldırganlar sadece bir düğmeye dokunuyor. Medyamız ise, ilk günden itibaren insanlar hariç her şeyle ilgilenmeye başladı. Kanallar operasyonun yapılmaya başlandığı gün özel yayınlarla halka bilgiler vermeye başladılar. Bilgiler şöyleydi, ilk kurşunu Fransa attı, kullandığı bombalar şu, şu özelliklere sahipti. Daha sonra İngiltere geldi, bilmem ne kadar menzilli, şu kadar yükseklikten giden füzeler kullandılar. Ardından Amerika, şöyle güzel özellikleri olan Toma Hawk ve Cruise füzelerini devreye soktu. Müttefik kuvvetlerinin uçakları şöyle güzel, böyle hızlı uçaklardı. Hiç görmemişiz gibi, Libya haritaları, vurulan yerler, Kaddafi’nin üsleri, Amerika’nın kontrol noktaları ortaya döküldü. Programların sonuna doğru ise şu haber metinlerini duyduk, “Kaddafi’ye bağlı devlet televizyonunun haberlerine göre, yapılan saldırılarda ölen sivillerin sayısı 65 ve yaralıların sayısı 100’den fazla olarak açıklandı.” Şu samimiyetsizliğe bakın. Verdikleri tek bir haber, 2-3 hastane fotoğrafı, onu da Kaddafi’nin uydurduğu yalanmış gibi bize sunuyorlar.

Irak’ta kurulan iç çatışma çarkları burada zaten daha önce kurulmuştu. Bir yandan batılı güçler tepelerine bomba yağdırırken, bir de Kaddafi yanlıları ile  isyancıların çatışmaları sürüyor. Irak Şii – Sünni çatışmaları yüzünden binlerce insan ölmüştü ve ölmeye devam ediyor. Burada mezhep ayrılığı bile olmamasına rağmen bu çatışmaları da anlamak güç.

Yazımızı bitirirken, savaşın, insan onurunu zedeleyen ve acı veren kareleri ile bu bilgileri paylaşan televizyon ve gazeteleri tenzih ve tebrik etmek üzerimize düşen bir görevdir. Ancak belki de haddimiz olmayarak, medyanın ikiyüzlü ve samimiyetsiz yaklaşımlarına da dikkat çekmek istedik. Mehmet Akif Ersoy’un şu dizeleri de her şeyi tüm açıklığıyla anlatıyor,

Geçmişten adam hisse alırmış, ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi ?

Tarihi tekerrür diye tarif ediyorar,

Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi ?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here