Bilimsel Olarak Kanıtlanmış 7 Zeka Geliştiren Hobi

0
32
Beyin Dalgalarıınn Kontrolü Aslında Mümkün

Uzun yıllar boyunca, insanların doğuşta kendilerine bahşedilen belirli bir zeka seviyesi ile dünyaya geldiklerine ve bu konuda yapılabilecek en iyi şeyin potansiyelimize yakın bir yaşam sürdürmek olacağına inanıldı. Ancak bilim adamları günümüzde, potansiyelimizi bazı eğlenceli süreçler yardımıyla geliştirebileceğimizi kanıtlamış durumdalar. Artık biliyoruz ki, yeni şeyler öğrendiğimiz zaman beynimiz yeni sinir yolları yaratıyor ve bu yollar beynimizin daha iyi ve hızlı çalışmasını sağlıyor.

Bu yazımızda sizlerle, insan zekasını geliştiren hobilerden 7 tanesini paylaşacağız,

1Müzik aleti çalmak

Müzikle ilgilenmek, daha doğrusu müzik yapmak, yaratıcılığı, analitik yetenekleri, dil becerilerini, matematiği, motor becerileri ve daha nice yetileri geliştirmeye yardımcı oluyor. Bazı çalışmalar, bu gibi avantajların takım sporlarıyla ilgilenerek de geliştireceğini ileri sürüyor. Ancak müzik aleti çalmanın diğer aktivitelerden farklı getirisi, beyindeki corpus callosum adı verilen bölgeyi güçlendirerek, beyin lobları arasında bağlantı kuran bu bölgede yeni bağlantı yolları oluşturmasıdır. Gelişmiş bir corpus callosum, idare becerileri, hafıza, sorun çözme ve genel beyin fonksiyonlarını yaşınızdan bağımsız olarak geliştiriyor.

2Herhangi bir şey okumak

İster Harry Potter okuyun, ister Ahmet Hamdi Tanpınar, isterseniz de favori günlük gazetenizin son sayısını, okumanın beyin için sağladığı fayda aynı oluyor. Okumak stres seviyesini düşürüyor. Düşen stres seviyesi, kendinizle ilgili olarak daha iyi hissetmenizi sağlıyor ve bu da hem kristalize zekayı, hem akışkan zekayı hem de duygusal zekayı geliştiriyor. Bu üç tür zekanın gelişmesi, sorun çözme yeteneğini, bilgi parçacıklarını bir araya getirebilme yetisini, tekrarlayan kalıpların farkına varabilmeyi, süreçleri anlamayı ve isabetli şekilde yorumlamayı ve diğer insanların hislerine karşılık verebilmeyi daha üst seviyelere taşıyor.

İşle ilgili olarak yorumlandığında bu durum, işlerin nasıl döndüğünü anlamayı ve daha iyi yönetimsel becerileri beraberinde getiriyor.

3Düzenli idman yapmak

Vakit bulduğunuzda hareket ediyor, spor yapmaya çalışıyor ya da jimnastik hareketleri yapıyorsanız, bunun vücudunuza da beyninize de bir faydası olmuyor. Az da olsa düzenli idman yapmak, ağır antremanlara göre çok daha etkili. Düzenli idman yaptığınızda hücrelere BDNF (hafızaya, öğrenmeye, anlamaya, odaklanmaya ve yoğunlaşmaya faydalı bir protein) taşınıyor. Bu proteinin işlevleri bir arada düşünüldüğünde, keskin bir zekadan bahsedilebilir.

Bazı biliminsanları, uzun saatler hareketsiz ya da benzer pozisyonlarda oturmanın beyin işlevleri üzerinde yukarıda bahsedilenlerin tam tersi bir etkisi ortaya çıkıyor.

4Yeni bir dil öğrenmek

Hafızanızı güçlendirmek için bulmaca çözmeyi bir kenara bırakın ve bunun yerine yeni bir dil öğrenmeyi deneyin. Araştırmalar, iki dil bilen insanların, tek dil bilenlere göre daha iyi bulmaca çözdüklerini gösteriyor. Yeni diller öğrenmek beyninizin daha iyi çalışmasını sağlıyor ve zihinsel aktivite gerektiren işleri daha iyi yapabiliyorsunuz. Bu faydalara, planlama ve sorun çözme gibi idari yeteneklerin gelişmesi de dahil.

Bunlara ek olarak, en az iki dil konuşmak, çevrenizi algılamada ve süreçlere dikkatinizi yönlendirebilmede olumlu etkilere sahip. Yine iş hayatıyla ilgili yorumlandığında, iki ya da daha fazla dil bilmenin, yöneticilerin ortak bir özelliği olduğu görülüyor. Belki de, iş hayatınızda yükselebilmeniz için, kariyerinizde ya da eğitim hayatınızda son bir sıçrama yapabilmeniz için gerekli son parça yeni bir dil öğrenmeniz olabilir.

5Birikimli öğrenmenizi sınamak

Pek çok zeki öğrenci, örneğin lisede ya da üniversitede, finaller yaklaştığında oturup inekliyor ve sınav günü geldiğinde konunun uzmanı olabiliyorlar. Ancak sorun şu ki, sınavdan sonra bu bilgiler çabucak unutuluyor çünkü bu bilgileri aynı yoğunlukta tekrar etmek hemen hemen hiçbir zaman gerekli olmuyor.

Yeni bir dil öğrenmenin zekamızı geliştirmesinin bir sebebi de bu işin birikimli öğrenme gerektirmesi. Çünkü, bazı şeyleri sürekli tekrar etmemiz gerekiyor, gramer kurallarını ve kelimeleri defalarca tekrar ediyoruz ve böylece yabancı dil yeteneklerimizi geliştiriyoruz.

Her gün öğrendiğiniz kayda değer bilgilerin takibini yaparak, günlük hayatımızda ya da iş yerinde birikimli öğrenme konseptini hayata geçirebilirsiniz. Okuduğunuz son kitaptan, önemli bir tartışma esnasında yaptığınız gözlemlere kadar, ilginizi çeken ya da size çarpıcı gelen şeyleri küçük bir not defterine yazabilirsiniz. Sonra da bu birikimli öğrenme konseptini kişisel gelişim programınıza dahil edebilirsiniz.

6Beyninizi çalıştırmak

Sudoku, puzzle, bilmece-bulmaca, masa oyunları, video oyunları, iskambil oyunları ya da bunlara benzer faaliyetler nöroplastisitenizi artırır. Bu kavram, beyninizdeki sinir yollarının tekrar ve tekar şekillenmesini ve beynin kendi kendini farketme yeteneğini geliştirmesini ifade eder. Sinir hücreleri yeni yollarla etkinliğe girebildiğinde, bu durum nöroplastisiteyi daha da artırır. Artan nöroplastisite, nesnelere ve kavramlara yeni bakış açılarından bakabilmeyi ve hareketlerle duyguların ardındaki neden sonuç ilişkilerini anlayabilme yeteneklerimizi geliştirir. Böylece, yeni kalıplar ve bilişsel kabiliyetler geliştirmiş oluruz.

Nöroplastisitenin kulak çınlaması gibi bozukluklarla da ilgili olduğu düşünüldüğünde, artması bu tip sorunların da önlenmesine yardımcı olur. Örneğin, yüksek nöroplastisiteye sahip insanlar, anksiyete ve depresyona karşı daha dirençli olurken, daha hızlı öğreniyor ve daha iyi hatırlıyorlar.

7Meditasyon yapmak

1992 yılında Dalai Lama, bilimadamı Richard Davidson’u, meditasyon esnasındaki beyin dalgaları üzerinde çalışması için davet etti. Buradaki amacı, istediğinde istediği şekilde beyin dalgaları üretip üretemediğini öğrenmek istemesiydi. Ve ortaya çıktı ki, Dalai Lama ve diğer rahipler, meditasyon yapmaya başlayıp sadece şefkat duygusuna odaklandıklarında, beyinlerinden yayılan dalgalar, zihnin derin bir şefkat duygusu duyduğunda yaydığı dalgalarla aynıydı. Çalışmanın tamamı, 2004 yılında, Ulusal Bilimler Akademisi’nin yayın organında yayınlandı ve sonra da Wall Street Gazetesi’ne haber olarak büyük ilgi topladı.

Meditasyon, tutkulu insanlar için ilginç bir konu haline geldi, çünkü çalışma gösterdi ki, kendi beyin dalgalarımızı kontrol edebiliyoruz ve istediğimiz zaman, istediğimiz şeyleri hissedebiiyoruz. Bu da demek oluyor ki, bir pazarlığa oturmadan önce kendimizi çok daha güçlü hissetmek, zam isterken çok daha özgüvenli olabilmek, satış yaparken çok daha ikna edici olabilmek bizim elimizde.

Anafikir olarak, beynimiz gelişebilir, üstelik onu istediğimiz yönde bir amaca yönelik olarak da geliştirebiliriz. Farklı faaliyetler beynimizin farklı bölgelerini tetikler, yani güçlü yanlarımızla ilgili olarak daha güçlü olabileceğimiz gibi, zayıf yanlarımızı da güçlü hale getirebiliriz. Profesyonel hayatlarının zirve noktasında olduklarını hisseden insanlar için, büyük amaçları olanlar için ve elbette girişimciler için, beyin merkezli kişisel gelişime odaklanmak iyi bir fikir olabilir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here